Çalışmada, İranlı karar alıcıların önündeki temel seçenekler; doğrudan askerî müdahale, karşılık vermeme, diplomatik girişimler ve vekil aktörler aracılığıyla yanıt verme çerçevesinde değerlendiriliyor. Söz konusu seçenekler; güvenlik dengeleri, dış politika, ekonomik sürdürülebilirlik ve kamuoyu psikolojisi gibi farklı değişkenler üzerinden ele alınıyor. Araştırmada ayrıca fırsat maliyeti yaklaşımından yararlanılarak, olası kararların kısa ve uzun vadeli risk ve sonuçları değerlendiriliyor.
Araştırmanın dikkat çeken başlıklarından biri, İran’ın askerî bir karşılık vermemesi durumunda ortaya çıkabilecek stratejik sonuçlar. Çalışmada böyle bir tutumun İran’ın caydırıcılık kapasitesi, bölgesel itibarı ve müttefik aktörleri üzerindeki etkileri tartışılırken; diğer taraftan daha doğrudan bir askerî müdahalenin İsrail’in karşılık verme ihtimalini ve çatışmanın bölgesel ölçekte genişleme riskini artırabileceği değerlendiriliyor.
Çalışmada ayrıca İran’ın füze kapasitesi, hava savunma sistemleri, ekonomik kırılganlıkları, diplomatik araçları ve stratejik iletişim kapasitesi inceleniyor. İran’ın bölgedeki vekil aktörleri de yalnızca askerî unsurlar olarak değil; psikolojik üstünlük, diplomatik baskı ve stratejik dengeleme açısından değerlendiriliyor.
Araştırmada bölgesel çatışmanın genişleme ihtimali de önemli bir başlık olarak öne çıkıyor. Özellikle ABD’nin olası müdahalesi, Rusya ve Çin’in destek kapasitesinin sınırları ve Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji tedarikindeki kritik konumu üzerinden olası bölgesel ve küresel etkiler ele alınıyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek bir istikrarsızlığın enerji arzı, petrol fiyatları ve küresel tedarik zincirleri üzerinde önemli sonuçlar doğurabileceği vurgulanıyor.
Araştırmanın ekonomik boyutunda ise İran ekonomisinin yaptırımlar, yüksek enflasyon, dış finansmana erişim sorunları ve savaşın yaratabileceği kamu harcamaları karşısındaki kırılganlığı değerlendiriliyor. Çalışma, uzun süreli bir çatışmanın yalnızca askerî değil, aynı zamanda ekonomik ve kalkınma açısından da önemli fırsat maliyetleri yaratabileceğine dikkat çekiyor.
Nitel araştırma yöntemi kapsamında senaryo analizi kullanılan çalışmada, bilimsel makaleler, akademik kitaplar, düşünce kuruluşu raporları, haber ajansları ve güncel analizlerden yararlanılıyor. Senaryolar; güvenlik, caydırıcılık, dış politika, bölgesel denge, uluslararası meşruiyet ve iç politika boyutlarıyla karşılaştırmalı ve eleştirel bir yaklaşımla inceleniyor.
Çalışmanın sonucunda, İran’ın bölgesel caydırıcılığının yalnızca askerî kapasiteye bağlı olmadığı; diplomasi, stratejik iletişim, medya yönetimi ve bölgesel aktörlerle ilişkilerin eşgüdümünü içeren çok katmanlı bir stratejinin önem taşıdığı ortaya konuluyor.
İstanbul Gelişim Üniversitesi İPUAM, öğrencilerin güncel ekonomik, politik ve sosyal gelişmeleri akademik bir perspektifle ele almalarını teşvik eden araştırma çalışmalarıyla bilimsel üretim kültürünün gelişmesine katkı sunmaya devam ediyor. Çalışmayı detaylı incelemek için tıklayınız.